6 Mart 2014 Perşembe
Hobi hobi diye nicesine sarıldım benim sadık yarim hayalgücüm
Zihinsel olarak her şeyi yapabilme, bedensel olarak hiç bir şeyi yapamama kapasitesine sahibim. Bu yeteneğimi ilk okul yıllarımda fark ettim. (Halbuki gittiğim bütün kursların öğretmenleri bunu anlatmak için baya çaba sarf etti ancak kendime konduramadım). Spor ile ilk karşılaşmam ilkokul çağlarımda annemin ağabeyim ile beni yüzme kursuna yazdırması ile başladı. Hayal dünyamda zaten ben olimpiyat madalyası kazanmış bir sporcuydum. Öyle ki kursa gider gitmez hocamın gururu, arkadaşlarımın göz bebeği olacaktım. Ancak gerçek hayat, olimpiyatlarda izlediğim yüzme yarışları gibi değildi. Ah o yüzücüler o kadar kolay kulaç atıyordu, öyle kelebekleme yüzüyordu ki "Ezgi kızım sen milli yüzücü olursun" öz güveni ile başladım kursa. Aynaya baksam bu boy pos ile benden yüzücü olamayacağını, olsa olsa jokey olacağını anlardım ama hayallerime kim ket vurabilir ki ....
Haftanın üç günü servis ile Atatürk Yüzme Havuzuna gidiyoruz. Yılda 90'lar Tarkan "Kıl oldum abi" albümü ile ortalığı kasıp kavuruyor tabi beni de! Tarkan'ı gökte ararken yanı başımda buldum. Servis şoförü bildiğin Tarkan inanamıyorum. Anneannem bizi yalnız bırakmamak adına servise biniyor, yüzerken tribünden bizi seyrediyordu. Çıkışta incecik kesilmiş sucukları ile tüm servisi kokutan sandviçlerimizi alıp bizi bekliyordu. İlk günler huzur içindeydim. Kolumda kolluğum, ağzınla su içinde nargile yap, ayak çırp mutlu mesut yüzüyoruz ! Bir kaç gün, benim hayranlıkla şoföre bakmam ve havuzda şaklabanlık yapmamla geçti. Sonunda hangi akla hizmet bilmiyorum anneanneme servis şoförü bence Tarkan'a çok benziyor, çok beğeniyorum dedim. Demez olaydım dilim tutulsaydı söylemeseydim. Kadın yemedi içmedi servise biner binmez; torunum Ezgi sizi çok beğeniyor aynı Tarkan diyor dedi. Çocuk güldü. Bir bana baktı, ben kıpkırmızı içimden nasıl kızıyorum anneanneme tabi onlar bakışıp gülüşüyor. O sesler bana salak Ezgi olarak geri dönüyor. Evden o yüzme salonuna nasıl gittik anlamadım. Tam her şey bitti derken, hoca bugün kolluklar çıkıyor herkes suya dedi. Nasıl? öylece havuza gireceğiz kolluksuz hayatta olmaz. Tüm çocuklar patır patır suya atıldı. Ben kıyın kıyın kaçıyorum. Hoca tuttu kolumdan hadi Ezgi dedi. Çevik bir hareketle kendimi o ellerden kurtarıp kaçmaya başladım. Hocada arkamdan bütün havuzu tavaf ettik. Tabi anneannem tribünden bizi seyredip eğlenmiş. Hatta kurs sonunda yine yemedi içmedi tüm servisin içinde; Ezgi nasıl ağlayıp kaçtın, kadın seni yakalamak için baya uğraştı sonunda attı ama suya haaaaa .O kahkaha beynimde çınlıyor çınlıyor...Hoşlandığın çocuğun yanında rezil olduğuna mı yanarsın hala yüzme öğrenemediğine...
O gün yüzme kursundaki son günüm oldu. Bir daha gitmek istemedim. İki yıl sonra dayımın salak bir jaws taklidi ile Gümüldür'de korkudan altıma ede ede öğrendim. Ecel korkusu fena, o kadar safım ki dayım denizin dibinden "Jaws" geliyor diyor ben çığlık çığlığa yüzüyorum. Olimpiyatlarda yüzme hayallerine kadar uzanan kariyerim bir Jaws ve Tarkan ile son buldu. Yüzme sayfası kapandı.
Annem büyük bir kararlıkla beni sosyalleştirmek için çalışmalara devam etti. Halk oyunlarına yazıldım. Üsküp yöresinin bir oyunu. Müzik, figürler beni benden alıyor. Kendimi oraya ait hissetmiyorum. Herkes şevkle ahenk içinde dans ederken, ben en sonda sanki solo oynuyorum. Aradan iki hafta geçti. Hoca yanıma geldi aaa beni fark etti diye düşünürken adam gözlerimin içine baka baka, biz grubu kurduk istersen çıkabilirsin dedi. Nasıl bir rahatlamak, omuzlarımdan büyük bir yük kalktı. Sessiz sedasız peki deyip alandan ayrıldım. Tabi içimden sevinç çığlıkları attım.
O gün anladım ki hayal dünyamda tüm sporları tüm oyunları gayet güzel oynuyorum hatta kendime ödüller plaketler bile veriyorum ne gerek var bedensel aktiviteye yaşasın zihinsel çalışmaaaa...
5 Mart 2014 Çarşamba
ARE YOU COLA ?
"Büyünce ne olacaksın" sorusu ile karşılaşmayan Türk çocuğu yoktur. Daha çişini bile tutamazken annen baban senden makul bir cevap bekler. Hatta o anne baba devlet memuru ise o klişe işler sıralanır kız ise öğretmen, erkek ise mühendis. Tabi çocuk bu, aksiyon yüklü işler var hayalinde ! Misal bana bu soru yöneltildiğinde anne ve babamı dehşete düşüren bir cevap verdim. Hiç unutmuyorum ilkokul ikiye gidiyorum. Evimize haftada bir temizliğe gelen bir abla var. Okuldan geliyorum sürekli onu izliyorum. Elinde bir bez dilinde bir şarkı, güle oyna temizliyor her yeri hatta günün sonunda çay demleyip içiyoruz, sohbet ediyoruz bir de annemden para alıyor üstelik benim harçlığımın yüz katını kadarını. O an beynimde şimşekler çaktı ne kolay iş sil süpür günün sonunda gül eğlen para al benim işim bu olmalıydı. Akşam oldu sofrada annem ve babama gelecek ile ilgili kararımı açıklamaya hazırlanıyorum. İçimde nasıl bir heyecan, nasıl kendimden eminim, durdum elimdeki çatalı bıraktım.
Anne ben temizlikçi olmaya karar verdim. İki saniyelik sessizlik annem güldü baya güldü hatta alem bu bizim çocuğumuz dedi ama babamın yüzündeki ciddi ifade beni doğru bir karar verdiğim yönde sevindiriyordu ki ağzından dökülen "salak bu çocuk ya " lafı hayallerimi yıktı. O gece bir hüzün çöktü içime... Sabah yeni günün enerjisi ile bu kararımdan kimse beni döndüremez diyerek temizlikçilik kariyerime başladım.
Annem ve babam çalıştığı için sabah erkenden evden çıkıyorlar. Abimle öğlenci olmanın rahatlığı ile yayıla yayıla hazırlanıp anneanneye gidiyorduk. O sabah erken kalktım kendime göre evi topladım, toz aldım. Hızımı alamadım anneanneme vardığımda elime geçirdiğim çalı süpürge ile halıyı süpürdüm bu hamarat halim ev halkında tam not alsa da karşılığını göremedim. Kimse bana para vermiyordu. Nerede yanlış yapıyorum diye düşündüm sonunda hakkımı istemeliyim diyerek anneannemden yaptığım işin karşılığını istedim güldü bir miktar para verdi. Tamam tamam para değil bozukluk ... Her şeye rağmen ilk işimden para kazanmak onur vericiydi. Zaman su gibi aktı benim içimdeki temizlik isteği ölmedi hatta yaş ilerledi iş büyüdü. Dayım ile yengem özel sektörün ağır koşulları altında çalışırken evin tozunu almak, süpürge yapmak benim görevimdi. Üstelik o döneme göre çok iyi para veriyorlardı. Hep temizlik olmayacak yan bir iş lazım bana dedim ütü işine girdim. Gömlek başına bir lira çok iyi para, zengin olurum köşeyi dönerim bu işten diye düşünürken ütüden nefret ettim. Her gün gömlek değiştiren erkeklere sinir oldum ve sürekli suyu biten buharlı ütüler gerçekten gereksizdi... Ortaokul bitti temizlik kariyerim bitti.
Liseye gidiyordum üstelik mesleğimi seçtiğim bir liseye. "Anadolu İletişim Meslek Lisesi" nereden benim aklıma düştü bu okul nereden girdim bilinmez ama çok sevdim. Minicik bir okul, samimi ortam, üstelik lise son sınıfta iki gün okul üç gün staj işte okumak bu dedim. Stajdan para kazanınca bu işte çok para var Ezgi devam et dedim. Demez olaydım üniversite bitti. Şanslı birisi olarak hemen bir dergiye girdim ve para konusunda ilk kazığı orada yedim. Bir ay çalıştım haber yazdım, reklam aldım ay sonunda adam bir kuruş vermedi . İnşallah dergi batar sürünürsün dedim. Yıllar sonra adamın dergisinin kapandığı haberini aldım. Tabi korktum ettiğim bedduadan.
İzmir'de yeni bir kanal açılıyordu. Taaa İstanbullardan arkadaşım aradı git başvur dedi. Annem ile gezmeye çıktık elimde öz geçmiş hadi bir iş başvurusu yapayım dedim. Girdim karşıma çıkan ilk kişiye iş başvurusunda bulunmak istiyorum dememle kendimi müdürün yanında bulmam bir oldu. Sanki beni bekliyorlardı bir muhabbet başladı ki aşağıda beni bekleyen annem, merak içinde yukarı çıkıp kızım iş başvurusunda bulunacaktı 20 dakika olmadı gelmedi diyerek içeri girdi siz düşünün artık nasıl bir karizmam var ! Anında işi kaptım.
Ertesi gün kanala geldim ne yapacağım bilmiyorum derken beni her türlü işin içine attılar. Öğrendim mi öğrendim. Para yine yok denecek kadar az . İstabul'da olan arkadaşlar arıyor sürekli kızım saçmalama İzmir tırt bu iş orada olmaz kalk gel İstanbul'a . Geleyim madem para var Ezgi koşa koşa gelir. Nasıl bir şans arkadaş ben İstanbul'a gittim kriz başladı. Kanaltürk'te Tuncay Özkan vardı araya tanıdık girdi, kesin oraya girerim derken adamı işinden ettiler kanalını sattılar. O kanala başvur buna git yok kimse almıyor. Dizi seti en iyisi dediler ona da yine araya binlerce kişiyi sokarak girdim. Kavak Yelleri seyrederken iyiydi ama çekerken tam bir zulüm. İlk günden yönetmenin kadrajına karışınca bu ekip bana bi tavır aldı. Halbuki karışmak değildi amacım yanlışı düzeltmek neyse . Paşalar gibi döndüm İzmir'ime bir baktım benim eski çalıştığım Kanal beni çağırıyor. Yine başladık çalışmaya çalış çalış 6 yıl geçmiş. Sonra dönüp baktım ki 28 yıldır çalışıyorum bir nefes almanın çoktan vakti gelmiş.
Şimdi nefes alıyorum fakat ilk okul yıllarımdaki girişimcilik ruhumu arıyorum. Gözümü karartıp, parama kıyıp nasıl bir iş kursam acaba ? Sen kendi işinin patronu olmanın hayallerini kurarken bu kez eş dost teyzeler komşular meraklılar çıkar. Bilmem kimin kızı işten çıkmış diye kendi aralarında yapılan konuşmalar olay mahallinden sen geçerken kızım sen çalışmıyor muydun gibi biliyoruz ama senin ağzından duymak istiyoruz gibi sorulara dönüşüyor .
İşte o zamanlarda aklıma "Are you cola " geliyor.
10 Ocak 2014 Cuma
Yaza çok var diye üzülme erken kalkan yol alır 2014 tatil planını şimdiden yap
Yaz tatili bitti. Sanki üzerinden bir asır geçmiş gibi uzak sıcak ve güneşli günler... Tatilde çekilen fotoğraflara bakıp bakıp iç geçirenlerin sayısı artıkça, bu nüfusa ben de katılınca ne duruyorsun bir tatil postu yap dedim.
Temmuz 2013'te üniversite arkadaşlarım ile Rodos'a gittik. Üniversite hayatımız boyunca ev arkadaşımız Nihan ballandıra ballandıra Rodos'u anlatır kavruk teniyle bizleri kıskandırırdı. Neden her yaz Rodos dedik ve öğrendik ki Nihanımızın ailesi Rodoslu. Yıllar sonra bizde Buse eşi Alp Can ile birlikte bu tatil organizasyonuna ortak olduk ve Rodos'a gittik ve iyi ki de gitmişiz. Türkiye'de yapacağımız tatilden bile daha ucuza geldi.
Gidecek olanlara tavsiyeler köşesine geçersek
-Mutlaka otel rezervasyonunu önceden ve şehir içinde yaptırın. Bizim kaldığımız otel Galaxias hem temiz hem ucuz hemde merkezdeydi.
-Kalabalık gittiyseniz toplu taşımayı unutun taksiye merhaba deyin. Çünkü ücretler sabit.
-Her yeri görmeyelim gezmeyelim çabasını bir kenara bırakın ada hayatı herkes rahat takılıyor ayak uydurun.
-Otel sahipleri denizi ve kumsalı kendi malları gibi sahiplenmediği için otelin lokantasından yararlanıyor denize rahat rahat giriyorsunuz.
- Lindos çok uzak araç kiralayıp gitmek lazım ya da otobüsler ile gidebilirsiniz ama inanın değmez denizi diğer koylara göre daha kötü. Eşek görmek için belki gidilebilir.
-Gece hayatı çok renkli değil fakat arkadaş grubu ile giderseniz ve eğlencenin doruğuna ulaşırsanız barmenler mekana insan çektiğinizi düşünüp içki ikramında bulunuyor.
-Souvlaki meşhur fast-foodları bildiğimiz tavuk şiş lavaş arasında ve cacıki var içinde.
-Casino Rodos herkesin büyük bir hevesle gittiği ancak hayal kırıklığı yaratan bir kumarhane. Avrupa'daki diğer kumarhaneleri gördüyseniz çok küçük, girişte pasaport istiyorlar, kayıt yapıyorlar.

Bizde zengin olma hayali girdik züğürt çıktık
-Plajlarda bir şezlong aldığınızda şemsiye yanında hediye ve sadece 4 Euro bütün sahil boyunca aynı fiş ile şezlong kiralayabilirsiniz. Ya da aşağıdaki fotoğrafta yer alanlar gibi havluyu ser gitsin :)
Kısaca Çeşme'ye gitmek yerine Yunan adalarını keşfedip kazıklanmadan rahat ve huzurlu bir tatil yapabilirsiniz.

21 Mayıs 2013 Salı
Gördüm Yaptım Taktım
Merhaba her ay bir post ile blog yazmaya azimle devam ediyorum :) Aslında her gün yeni bir şeyler üretmek, yapmak için masanın başına oturuyorum ama nedense o iş hep bölünüyor neyse söz veriyorum Haziran ayı itibariyle daha çalışkan bir blogger olacağım amen...
Anthropologie'nin sayfasında gördüğüm kolye eserimin esin kaynağı.
Ortadaki üçgen kısmı yaparak işe başladım ve bitirdim :) Hedefim resimdeki gibi kenarlarına da üçgen koymaktı fakat inanın boncuk işlemesi çok zor. Tek parçada bitirdim ve ortaya bu çıktı.
Zincir fotoğraflarda görüldüğü gibi metal. Uyumlu olsun istedim ve sprey boya ile neon yeşile boyadım fakat tutmadı, boya attı. Zincirden boyayı tamamen temizleyip oje ile boyayacağım.
Boncukları ise keçenin üzerine işledim.
17 Nisan 2013 Çarşamba
Battı Batik Kot Pantolona
Yıllar önce Ezgi isminde bir blogger vardı. Mart ayında post yazdı bir daha görülmedi. Ardından çeşitli söylentiler çıktı; ''Blog yazmayı bıraktı, evinin hanımı olmuş, Afrika'ya yerleşmiş'' gibi gibi...Kulağıma kadar gelen bu söylentilere açıklık getirmek için kayboluşumun üzerindeki sır perdesini kaldırıyorum ve neden uzun süredir ortalıkta görünmediğimi açıklıyorum: İş :) Gündem o kadar yoğun ki haberdeeeeen habere koşarken evde bir şey üretemez oldum. Uzun lafın kısası kendimi affettirmek için sizlere bir post hazırladım. Bakalım beğenecek misiniz ?
Eğer batik kot pantolonunuz yoksa sizi dövüyorlar. Hala sokak ortasında batik pantolonunuz olmadığı için ayıplanıyorsanız. Buyrun tarife ;
MALZEMELER
1 adet dolabın kuytu köşelerine atılmış yüzüne bakılmayan kot
1 adet dandik klorak ( kaliteli markalar renk açmıyor )
1 litre şehir şebekesi suyu
1 adet kova
yeteri miktarda paket lastiği
YAPILIŞI
Kovamıza 3 bardak klorak, 5 bardak su karışımını döküyoruz

Kotumuzu paket lastiği ile bağlamaya başlıyoruz.
İşte pantolonu yaparken aşamaları fotoğraflasaydım daha iyi bir anlatım olabilirdi. Elimden geldiğince anlatmaya çalışıyorum . Kotu istediğiniz yerlerinden tutup iyice bağlayın. Kot küçücük kalıncaya kadar tekrarlayın işlemi. Ve kloraklı suya atın. Kotun rengi atıncaya kadar bırakın sonra çıkarın lastikleri çözün. Balkonda açık havada kurumaya bırakın.
Şimdi sıra benim kotuma ne yaptığımı görmekte :)
Gün ışığı altında bir çekim
Pantolonun ve batiğin gerçek tonları
Gördüğünüz gibi pantolonda çiçek deseni ortaya çıktı. Ben sonuçtan memnun kaldım :)
4 Mart 2013 Pazartesi
The Final Countdown ile birlikte sayıyoruz en iyi DIY siteleri
Şarkıcı, yazar, ressam .... Sanata dokunan her üretken kişinin ilhama ve farklılığa ihtiyacı vardır. Kimse yaptığını salt kendi özgünlüğüyle yaratmıyor. Bu yüzyılda hangi üretken kişiye bakacak olursanız bir elinin usta sanatçıyla diğer elinin kendi özgünlüğüyle boyandığını fark edeceksiniz. Bir şeyleri ortaya koymanın formülü ilham+özgünlük
Eğer DIY projelerine sanat dersek, esinlenmek en doğal hakkımızdır.
Şimdi blog dünyasının (bana göre ) en iyi 10 sitesini açıklıyorum. Oscar jürisi titizliğinde seçtiğim diy sitelerinin geri sayımını Europe the final countdown şarkısı eşliğinde yapıyoruz.
10. http://sweet-verbena.blogspot.com/ Amerikalı kızımız dikiş makinesi ile kah evine bir paspas dikiyor kah bluzlarını baştan yaratıyor.Anlatımı akıcı fotoğrafları açıklayıcı.
9. http://www.studs-and-pearls.com/ Diy kitabı yazan arkadaşımızın projeleri ucuz ve kolay
8. http://www.swellmayde.com/ Tarzı ve yaptıkları ile trendy bir site
7. http://howdidyoumakethis.com/ Site 90'lardan kalma projelere yer veriyor. Hani boncuklarla dantel örmeler moda olmuş, güne giden teyzeler yünleri bir kenara bırakıp dantel ipliği ile boncuk ve zincir birleşimi yapmaya başlamıştı. İşte bu site o boncuk sevenlerin gönlünü fethedecek cinsten arada güzel şeyler çıkıyor
6. http://www.trashtocouture.com/ İki kız kardeş gerçek bir geri dönüşüm canavarı. Masa örtülerinden elbiseler, eski kıyafetlerden etekler. Dikiş bilenler için harika
5. Listeyi yarıladık o zaman bakmaktan zevk aldığım ve aşina olduğumuz bir siteye gidelim http://psimadethis.com/
4. http://www.makeitandfakeit.com/ dekorasyon, diy bir çok konuya değinen arkadaşımız kategorize ettiği çalışmaları ile kullanıcıya kolay erişim imkanı sağlıyor.
ve sıra geldi ilk 3'ü açıklamaya
3. sırada beğenerek takip ettiğim her daim pozitif olan ve yaptıkları ile göz dolduran http://www.lovemaegan.com/
2. sırayı yine çok sevdiğim yaptıklarını takdirle karşıladığım
http://www.ispydiy.com/ alıyor.
Ve Oscar goes to....... trampet seslerini duyar gibiyim
İlk sırayı çalışkanlığı , geciktirmeden girdiği postları ve ünlü markalardan esinlenerek oluşturduğu projeleri için
http://apairandasparediy.com/
3 Mart 2013 Pazar
Yine renklendi bilekler zaten hep renkliydi bilekler adlı videoyu iftihar ile sunarım
Baharın habercisi Mart sonunda geldi. Mart yalnızca doğanın uyanışı değil, kışın miskinliğini atmak için bir fırsat. Yaz diyetleri bu ayda başlar, kış boyunca üye olunamayan spor salonuna koşa koşa gidilir kayıt yaptırılır, yeni sezon gözden geçirilir, yaz tatili planları sonrasında, alışveriş ve doğru bikini için mağaza mağaza gezmeler kısacası Mart ayı bir kadına çok şey ifade eder.
Benim için renkli takılara dönüştür. O yüzden size çok basit bir bileklik yaptım. Ancak bu kez fotoğraf yok. Aşağıdaki fotoğraf ise videomuzun afişi yani siz öyle düşünün :)
| http://parcakumas.blogspot.com/ |
Arkadaşlar ile sizin için stüdyoda video çektik. Ancak videoyu seyrederken görüntü kalitesinin düşüklüğü karşısında şaşırmayın zira hd kameralar ile çekim yapınca sayfaya yüklemek imkansız oldu. Ve yapabileceğim tek şey kaliteyi düşürmekti. İzleyin bakalım nasıl olmuş ve bir de yorumlarınızı esirgemeyin yazın zaten kontrol geçirmiyorum yorumları istediğiniz gibi yazın...
28 Şubat 2013 Perşembe
Bana rozetini göster Sherıff
Amerikan kovboy dizilerini sevenlerdenseniz vahşi batının en hızlı silah çeken şerifi ile tanışmaya hazır olun derim :)
Malumunuz gömlek yakalarını süslemek DIY projeleri arasında hem basit hemde gözde olanlar. Ama benim öyle boncuk dikmek ile işim olmaz üşengeç bir insanım diyorsanız işte size bir alternatif.
Bu proje bana şerif yıldızını hatırlattığı için bu çalışmamın adını " Wild West" koydum.
24 Şubat 2013 Pazar
Alexander Mcqueen Anısına...
Kurukafa; 2012'nin en çok sevilen moda akımlarında biri kuşkusuz. 2013'te de bu akım tüm hızı ile sürüyor. Bilezikler, kolyeler, yüzükler, kazakların üzerine işlenmiş kurukafalar say say bitmez. Rahmetli Alexander Mcqueen en beğendiğim tasarımcılardan biriydi. Çizgisi o kadar farklıydı ki nerede onun tasarımını görsem tanır, hayran hayran bakarım. Kurukafalarda artık onun imzası gibi. Ama bir Alexander Mcqueen tasarımı için iyi bir bütçeyi gözden çıkarmak gerekiyor. Modaya servet ödemeyi sevmeyenlerdenseniz buyrun DIY
Kurukafalı t-shirt yapmak için malzemeler
- Kurukafa kalıbı ( skull stencil aramasında karşınıza yüzlerce çıkıyor )
-Makas,maket bıçağı ya da Tchibo'da satılan bu kağıt kesici gerçekten çok iyi

-Uhu marka tekstil boyaları
-Boncuk boyası ve su bazlı boya
Kalıbı dikkatlice kesiyoruz ve tişörtümüze uygun bir şekilde yerleştirip bant ile sabitliyoruz. Sonrasında boyalar ile boşlukları dolduruyoruz.
Boyaları pat patlayarak sürüyoruz. Yani fırça ile sürer gibi ince değil, bolca alıp pat patlayarak yedirin kumaşa.
Kalıp üzerindeyken kurumaya bırakın ki boyalar dağılmasın 1 gece serin ve kuru yerde sakladığınız kuruttuğunuz tişörtünüzü giyin ve zevkle ben yaptım diyin ...
İşte projemiz bu
Kurukafalı t-shirt yapmak için malzemeler

-Uhu marka tekstil boyaları
-Boncuk boyası ve su bazlı boya
Kalıbı dikkatlice kesiyoruz ve tişörtümüze uygun bir şekilde yerleştirip bant ile sabitliyoruz. Sonrasında boyalar ile boşlukları dolduruyoruz.
Boyaları pat patlayarak sürüyoruz. Yani fırça ile sürer gibi ince değil, bolca alıp pat patlayarak yedirin kumaşa.
Kalıp üzerindeyken kurumaya bırakın ki boyalar dağılmasın 1 gece serin ve kuru yerde sakladığınız kuruttuğunuz tişörtünüzü giyin ve zevkle ben yaptım diyin ...
20 Şubat 2013 Çarşamba
EPHEMERA / TUVANAM
Yunan etimolojisinde yalnızca bir günlük ömre sahip canlıların hikayesinden ilham alan ve kişilerin hayatı boyunca beklediği "bir gün"e ithafen tasarladığı EPHEMERA koleksiyonunu Tuvana Büyükçınar Demir If Wedding Fashion İzmir 2013'de görücüye çıkardı.
Tuvana Büyükçınar denince uçuşan etekler, tüller, şekerci dükkanını andıran renkler akla geliyor. Ancak tasarımcı son iki koleksiyonunda canlı renk paletini nude, daha uçuk tonlara bıraktı ki bence çok da güzel oldu.
Hayalgücüne hayran olduğum, zıtlıkları uyumlu hale getirmesine imrenerek baktığım tasarımcı Tuvana Büyükçınar İzmir'deki defilesinde yine sanatını konuşturdu.
Danteller, romantik detaylar, ışıltılar, transparanlar ve payetler... Hepsi o kadar güzel ki yazım değil fotoğraflar konuşsun diyerek sizi defileden kareler ile baş başa bırakıyorum.
"Bir gün"e ithafen yapılan bu tasarımlar gardırobunuzda evladiyelik olacak.
Ve her genç kızın rüyası olarak nitelendirilen beyaz gelinlikler ...
| FOTOĞRAFLAR/AYDIN ÇETİNKAYA |
Fotoğraflarda Çağla Şıkel'e çalışmış gibi gözüküyoruz ama en iyi açıyı ve duruşu Şıkel verdi
14 Şubat 2013 Perşembe
One Billion Rising / 1 Milyar Ayaklanma
Bugün; sevgin, aşkın günü 14 Şubat... Bu 14 Şubatı özel kılan ise dünyanın 160 ülkesinde kadınların aynı anda "Şiddete"karşı ayaklanması. "One Billion Rising" yani "Bir Milyar Ayaklanma"kadınların yüzyıllardır maruz kaldığı zulme, ayrımcılığa, şiddete, tacize karşı dünya kadınlarının ilk defa tek yürek olup duruş sergilediği organizasyon oldu.
İzmir'de iki meydan Konak ve Cumhuriyet hıncahınç doldu. Konak Meydanı şimdiye kadar kaç eyleme kaç gösteriye adres oldu kim bilir ama ilk defa böylesine coşkulu böylesine renkli bir gösteriye tanıklık etti. Atmosferi size yaşatmak için kameraman arkadaşım İsmail'in çektiği görüntülerden birini yükledim.
Her zaman kadın olmaktan gurur duydum ama bugün bir kez daha bu gururu daha içten yaşadım. Abartıp şunu söylemek istiyorum havayı bile dize getirdik. Bugün İzmir'de sağanak yağış bekleniyordu ama doğa ana bizden yana oldu öğleden sonra Güneş tüm cömertliği ile bizimleydi :)
Bu da One Billion Rising'in "Break The Chain" videosu
12 Şubat 2013 Salı
Alışveriş Festivali Başlıyor
İndirimli alışveriş bir keyifse haydi keyfin başkentine ....
Slogan harekete geçirici :) İzmir ikinci kez alışveriş festivaline hazırlanıyor. Üstelik festival Alsancak ve Karşıyaka çarşıları ile sınırlı değil . Buca, Hatay, Güzelyalı da organizasyona dahil oldu. İndirimli alışverişin yorgunluğunu gece düzenlenen konser ile atacak, yeni bir alışveriş turu için enerji toparlayacaksınız.
Alışveriş Festivalinin geçen sene düzenlenen etkinliklerinden oluşturan bu video sizi nasıl bir eğlencenin beklediğinin küçük bir sunumu ...
Daha fazla bilgi ve festivalin ayrıntılı programı için http://www.izmiralisverisfestivali.com/
11 Şubat 2013 Pazartesi
Kulağımıza Küpe Olsun :)
Dün akşam işten eve gelmiş, ayaklarımı uzatmış dinlenmeye ruhen ve bedenen hazırken beynimde çakan şimşekler beni ne duruyorsun küpe yapsana şeklinde titretip kendime getirdi.
Sevgili arkadaşım Pelin'in kulağında gördüğüm keçe küpeleri ne zamandan beri kendime göre yorumlayıp yapmak istiyordum.
Ve hazine sandığımın başına geçip gerekli malzemeleri toparladıktan sonra yarım saat gibi kısa bir sürede bu küpeleri yaptım.
Küpeleri yaparken kendimi kaybettiğim için fotoğraflamayı unutuyorum. Yarım ay şeklindeki küpeyi ; keçeyi yuvarlak ağızlı (bardak , para gibi) nesneyi kullanarak kestim ve yuvarlağı ortadan keserek yarım ay şeklinde iki parça elde ettim. Üzerini taşlar ile süsledim. Bu kısmı artık yaratıcılığınıza kalmış sonrasında boncukları sağlamlaştırmak için diktim ve arkasına küpe klipsi taktı.
Taşlı olan ise tamamen sallama elimdeki taşları gönlüme göre diktim ve keçeyi yine gelişi güzel kestim arkasına küpe aparatı yapıştırdım.
Keçeden yapmak istediğim birkaç küpe modeli daha var en kısa zamanda malzemeleri hazırlayıp sizlerin beğenisine sunacağım :)
Sevgili arkadaşım Pelin'in kulağında gördüğüm keçe küpeleri ne zamandan beri kendime göre yorumlayıp yapmak istiyordum.
Ve hazine sandığımın başına geçip gerekli malzemeleri toparladıktan sonra yarım saat gibi kısa bir sürede bu küpeleri yaptım.
Küpeleri yaparken kendimi kaybettiğim için fotoğraflamayı unutuyorum. Yarım ay şeklindeki küpeyi ; keçeyi yuvarlak ağızlı (bardak , para gibi) nesneyi kullanarak kestim ve yuvarlağı ortadan keserek yarım ay şeklinde iki parça elde ettim. Üzerini taşlar ile süsledim. Bu kısmı artık yaratıcılığınıza kalmış sonrasında boncukları sağlamlaştırmak için diktim ve arkasına küpe klipsi taktı.
10 Şubat 2013 Pazar
Trendydolap'tan Giveaway :)
Herkes iyi mi ? Nasıl geçiyor Şubat ...
Eğer Şubat ayında beni mutlu edecek bir şey yok diyorsan yanılıyorsun derim. İşte sana bir fırsat üstelik dileklerini gerçekleştirmek hiç bu kadar renkli olmamıştı.
| Fotoğraf Trendydolap |
Meraklandın değil mi ? Yapman gerekeni söylüyorum Trendydolap'ın sayfasına girmek ve hediye çekilişine katılmak için tık tık
27 Ocak 2013 Pazar
Haaaanııımmm Prada ayağına geldi
Moda dergileri gerçek bir hazine ne için yaratıcılık, ilham ve tabi ki kopya çekmek için. Vogue alıp karıştırmaya başladım ( reklamları bile dikkatle inceleyen bir okuyucumdur ) o da nesi Prada verdiği reklam ile aklımda kıvılcımların oluşmasına neden oldu. Aşağıdaki resim dergiden alıntıdır. Boncuk ve borular ile yapılmış süsleme Mango'dan 7 lira aldığım düz t-shirtü yeni bir havaya sokmak için beni hareket geçirdi.
Evde bulunan malzemelere bir göz attım en kısa sürede ortaya çıkabilecek en basit süslemeye başladım. Kollarına iki boru boncuk ile üçgen yaptım ve üstüne beyaz kristal boncuk arasına yine siyah düz boncuk koyarak şerit yaptım.
Boncukları dikerken bordo renkli ip kullandım sezonun trend rengi malum oradan da sezonu yakaladık ve ortaya bu t-shirt çıktı .
Tabi benim yaptığım sadece sizlere fikir verebilir bu malzemeler ile Prada daki manto süslemesi yapılabilir. Birebir benzeri olmaz sizin hayalgücünüzde işin içinde olursa bence Prada'yı kim ne yapsın.
8 Ocak 2013 Salı
Kolay + Ucuz = Kendin Yap
Okumakta ve görmekte olduğunuz Kendin Yap Projesi iddia ediyorum ki ucuzluğu ve basitliği Guinness Rekorlar kitabına girer.
Zara'da bir gömlek gördüm. Şifon gömleğin düğme geçişlerinin olduğu yere ince bir zincir dikilmişti. O şıklığı bozan tek şey etikette gördüğüm fiyattı. Bu gömlek bu kadar etmez, alasını yaparım dedim ve çıktım gittim Zara'dan. Aradan aylar geçti zincir detayını hangi gömleğimde kullansam diye düşünürken dolapta asılı duran, unutulan mavi gömleğimi gözüme kestirdim.
Hemen işe koyuldum. Evde var olan gümüş rengi zinciri yine evde bulunan yeşil muline iple dikmeye başladım. Başlarken sonuna kadar zinciri çift taraflı dikecektim ne yazık ki dikiş umduğumdan zor oldu yarısında kestim ve kendimce bir geçiş yarattım. Dikerken arada zincirin hizası da bozuldu.
Her şeye rağmen ortaya dünyanın en ucuz en basit gömlek süslemesi çıktı.
Ben sonuçtan memnun kaldım sizce nasıl ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































